Ana içeriğe atla

Kapanan banka şubeleriyle birlikte ortaya çıkan güven kaybı...

Teknolojinin değişim temposu ve yenilenme trendleri her gün daha da hızlanmakta. Dijital dünya kapsamını büyüterek, hayatımızın her evresine bütünüyle entegre olmaktadır. Bununla birlikte tüm alanlarda radikal değişimler ve farklıklar ortaya çıkmaya başlamıştır. Yaşanan büyük değişiklikler, teknolojinin de yükselmesiyle sosyal ve kurumsal hayatın işleyişine büyük farklılıklar getirmiştir. Şimdiye kadar konvansiyonel yöntemlerle yapmaya alıştığımız birçok konu teknolojinin hayatımıza girmesiyle çok süratli bir şekilde değişmeye başlamıştır. Bu değişim kendisini geleneksel pazarlama yönetmelerinde radikal yeniliklerin hızlı bir şekilde kapsamını büyüterek, şirketlerin kurumsal hayatlarına bütünüyle entegre olmasıyla göstermiştir. Özellikle geleneksel pazarlamanın kalıplarından biri olan üretici ve tüketici arasında olan tek taraflı iletişim, gelişen teknoloji, yeni pazarlama trendleri ve medya kanallarının sağladığı imkanlar sayesinde iki tarafı olan ve sürekli yenilenen bir iletişim prosesini ortaya çıkarmıştır.
Bu değişiklerden etkilenen en büyük sektörlerden biriyse bankacılık sektörü olmuştur. Müşterilerin değişen davranış şekilleri ve teknolojinin yarattığı yeni beklentileri doğrultusunda etkilenen bankaların da müşterileriyle olan ilişkileri ve iletişimleri değişmiştir.
Bankaların mevcuttaki pazarlama metotlarından farklı olarak artık müşteriyle iletişim pazarlamanın ayrılmaz bir parçası durumunda. İletişim teknolojisinin ortaya çıkardığı pazarlama dünyası, bankaların hedef kitlelerine erişmesinde dijital pazarlama olarak tanımlanan yeni bir yöntemin kullanılmasına imkân sağlamıştır.
Bankalar, yeni kuşak dijital pazarlama stratejilerini tasarlarken başlangıç noktası olarak müşterilerin taleplerini göz önünde bulundurmalılar. Günümüz dijital çağında insanlar kendilerini zorlayarak satış yapılmasını kesinlikle ret ediyor ve geleneksel kalıplaşmış kurumsal söylemlere inanmıyorlar. Müşterilerin gerçek istedikleri kişiselleştirilmiş bireysel ihtiyaçlarını karşılayan bankalarla iş yapmaktır. Özellikle Y ve Z kuşağı geleneksel pazarlama yöntemleri kullanan hiçbir bankadan hizmet almayacaktır.
Fiziksellik duyusu insanlara itibar duygusu sağlar, insanlar bir sorun olduğunda gidebilecekleri, soruları olduğunda sora bilecekleri bir yer olmasını isterler.
Müşteriler hizmet noktalarının bir bankanın temeli olduğuna ve bankanın repütasyonu için son derece önemli bir faktör olduğuna inanırlar. Şube benzeri hizmet noktalarının bu kadar önemli olmasının başlıca nedeniyse fiziksel bir temas noktası olarak algılanmasıdır. Fiziksellik duyusu insanlara itibar duygusu sağlar, insanlar bir sorun olduğunda gidebilecekleri, soruları olduğunda sora bilecekleri bir yer olmasını isterler. Ancak teknolojik bankacılık kapsamını genişlettikçe ve insanların davranış şekilleri değiştikçe kla­sik ban­ka­la­rın işi gi­de­rek zor­la­şacak. Önümüzdeki yıllar içinde binlerce şubenin kapanacağı ve bankaların tamamıyla şubesiz olarak hizmet verecekleri tahmin ediliyor. 
ABD’nin ünlü finansal gurusu Brett King, konuşmalarından birinde “mobil bankacılık sistemleri sayesinde müşteriler akıllı cihazlarından tüm işlemleri yapabilecek. Bankalar ya kapanacak ya da teknolojik şirketlere dönüşecek”. Brett King’in bahsettiği gelecek çokta uzakta değil, bunun en belirgin kanıtıysa Avrupa Birliği ülkelerinde 2012 yılında yaklaşık 5 bin 500 banka hizmet noktasının kapatılması.
Son iki yıldaysa dünya genelinde şube kapatma sayıları gittikçe trend halini almakta şöyle ki, 2015-16 senesinde Amerika Birleşmiş Devletlerinde 1.600, İngiltere’de 1000, Türkiye’deyse 200-den fazla banka şubesi kapandı, Almanya'nın en büyük bankası olan Deutsche Bank ise 200 şubesini önümüzdeki sene kapatacağını duyurdu.
Şubeler kapandıkça özellikle konservatif müşterilerde bankacılığa olan güven kaybının oluşmaması için bankalar dijital pazarlama taktikleri oluşturarak, müşterilerin aktif kullandıkları tüm yeni mecraları etkileşimli şekilde değerlendirmeliler.
Rafiq ŞAHVERDİYEV,
Aralık 2016.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Simon Sinek: Mükemmel liderler bir harekete nasıl ilham verirler

Simon Sinek'in altın çember ve sorusu "Niçin" ile başlayan basit fakat güçlü bir ilham verici liderlik modeli var. Onun verdiği örnekler 'Apple', 'Martin Luther King', ve 'Wright' Kardeşleri kapsamakta — ve karşıt olarak da zor günler geçiriyor gibi gözüken Tivo. (yakın geçmişte kazandığı mahkeme ile borsa değerlerini üçe katladı.)

Başarılı Öğrenmenin Basit Formülü

Sınav ve okul başarısını etkileyen fizyolojik, sosyo-kültürel, ekonomik ve psikolojik birçok faktör olabilir. Birçok öğrenci zamanının çoğunu ders çalışmaya ayırdığı halde başarısız olmaktan yakınır. Oysaki başarı, çalışmaya ayrılan sürenin uzunluğu ile değil, ayrılan sürenin nitelikli olarak kullanılmasıyla ilgilidir. Ders çalışmak için ayrılan sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve verim alınması için bireyin duygusal olarak ders çalışmaya hazır ve istekli olması, öğrenmenin genel prensiplerini bilmesi, çalışacağı konuya uygun teknik geliştirebilmesi ve buna uygun hareket etmesiyle mümkündür. Kaynak http://www.birey.com/haber_detay?go=XVWmVg%3D%3D

'İş ortamı kompleks hale geldi, yönetici Süpermen’leşti'

Borusan Holding CEO’su Agah Uğur Hepinize içten bir merhaba diyorum! DÜNYA gazetesi sayfalarında artık iş insanları ile yaptığım ‘İş’ten Sohbetler’imi aktaracağım… Bazen bir, bazen birkaç isim... Hangi konuya bakarsanız bakın, her şeyin başı aslında insan ve iş dünyasındaki gelişmeleri, trendleri de insanlar üzerinden değerlendirmeye çalışacağım... ‘İş’ten Sohbetler’in ilk konuğu Borusan Holding CEO’su Agah Uğur... Liderlik üzerine konuştuk. Karşılıklı geldiğimizde, trendler ve yönetim konularında Agah Uğur ile fikir alışverişinde bulunmak ufkumu açıyor. Çok güzel jenerik tanımlamalar da yapıyor her zaman. Gelecekte liderler hangi özellikleri taşımalı dedim: “Herhalde alt alta koysak bir tür Superman’i tarif etmiş oluruz” dedi. Ama gelecekte başarı için, kritik iki önemli unsuru da şöyle sıraladı: “Birincisi: Muazzam boyutta artan kompleksite’yi başarıyla yönetebilmek. İkincisi, kurumun varlık sebebini para kazanmak kadar topluma faydalı bir kurum olmaya dönüştürebilmek.” Uğur ...